Niğde Selçuklu Türkleri'nin bu yöreye egemen olduklarında ufacık bir köydü.
Bu köy Nakide adıyla anılıyordu. Köyü kuranlar Kilikya uygarlığının Anamurdaki
ünlü kenti Nakidostan göç eden Nakidelerdi. Selçuk Türkleri bu küçük köyü imar
ederek güzel bir kent haline getirdiler ve Nakide adınıda Niğde olarak
kendilerine uydurdular. Niğde içanadolunun düz arazisi ile Toros kıvrımlarının
birbirine kenetlendiği, tarih boyunca kültür merkezi olarak bilinen bir
ilimizdir. Aydınlar ili Niğde önümüzdeki yıllarda Türkiyemizin gelişmiş bir ili
olmaya aday görünmektedir.
ATATÜRK NİĞDE'DE:
Çok sevdiği ve arzuladığı halde , defalarca dile getirmesine ragmen Atatürk
, Nigde'ye bir kez 5 şubat 1934 tarihinde teşrif etmiştir. Atatürk'ün Nigde'yi
de içine alan Orta Anadolu gezisi1934 yılının şubat ayında gercekleşir. Yanında
Afet inan, Kılıç Ali, Ruşen eşref Ünaydın ve Falih Rıfkı Atay bulunan Gazi
Mustafa Kemal, 5 şubat 1934 tarihinde Niğde'ye gelir. Saat 18.00'de Niğde tren
istasyonuna gelen Ataturk'ü Nigdeli'ler büyük bir coşku ile karşılar.
istasyondan şehir merkezine gelen Atatürk, önce Niğde halkevine uğrar, burada
yemek yenir ve Niğde'nin sosyal ve ekonomik problemleri üzerine sohbetler
yapılır. Bu arada kendisine Çiftehan kaplıcaları hakkında bilgiler verilir ve
gezi programına Ciftehan da dahil edilir. Gece, Atatürk şehirde kalmayıp kendi
kompartımanına dönmeyi tercih eder. Ertesi gün Vilayeti ziyaret eden Atatürk,
esnaflarla da sohbetler yaptıktan sonra 9.30'da istasyondan büyük bir coşku ile
uğurlanır.
ÖZEL YEMEKLERİ:
Mangır çorbası, pancar çorbası, tarhana çorbası, erişte pilavı ve çorbası,
kuskus çorbası ve pilavı, üzüm boranası, kabak musakkası, kabak köftesi, Niğde
tavası, ditme, tirit, Niğde çanağı, unlu söğürme, söğürme, ayva boranası,
çılbır, soğan yahnisi, et kabağı, yoğurtlu çorba, yoğurtlu kuru kabak sarması,
nohutlu kuru etli çanak, mıhla, çemen, mumbar dolması, papara, höşmeri,
kaygana, aşure, zerde, burma tatlısı ve kaşık kayganası.
GEZİLECEK YERLER
Çiftehan kaplıcaları: Ulukışlaya 22 km. uzaklıkta bulunan bu kaplıca
tarihin çok eski dönemlerinden beri ün yapmıştır. Burası Etiler zamanından beri
yerleşme merkezi olarak kullanılmıştır. Bugün kullanılan havuzlu banyolar
Selçuklular tarafından yaptırılmıştır. Kaplıca suları; nevroloji, nefrit,
romatizma, kadın hastalıkları ve böbrek rahatsızlıklarına iyi gelmektedir. Bir
iddihaya göre Mısır kraliçesi Kleopatra' da gençlik ve güzelliğini korumak için
burada yıkanmıştır.
Acı göl: Niğde' ye 90 km. uzaklıktadır. Nar köy ve Sofular köyleri
sınırları içindedir. Göl ve çevresi tarihi kalıntıları, şifalı sıcak su
kaynakları, içmeceleri ve doğal güzellikleriyle dikkat çekmektedir.
Gümüşler manastırı: Niğde' ye 8 km. mesafedeki Gümüşler kasabasında
bulunmaktadır. İçerisinde Hz. İsa, Hz. Havva ve Adem' in resimleri vardır. Roma
devrine ait bir eserdir.
Demirkazık tepesi: 3756 m. yükseklikteki bu tepe Çamardı ilçesi sınırları
içerisindedir.
Hasan dağı: Niğde Aksaray arasında bulunan Hasan dağı sönmüş bir volkan
dağı olup konik biçimi ve krater gölü ile ayrı bir özellik taşır. 3253 m.
yükseklikte olup kış sporları yapmaya oldukça elverişlidir.
Ak medrese: 1409' da Karamanoğulları devrinde Alaeddin Alibey tarafından
yaptırılmıştır.
Alaeddin cami: Büyük Selçuklu hükümdarı Alaeddin Keykubat tarafından 1223
yılında yaptırılmıştır. Üç kubbeli olan caminin kapısı Türk Selçuklu taş
işçiliğinin şaheserleri arasındadır.
Hüdavend Hatun türbesi: Selçuklu sultanı Rükneddin' in kızı Hüdavend Hatun için
1312 yılında inşa olunmuştur. Sekiz köşeli bir plan üzerine bina olunmuş. Tipik
bir Selçuk kümbetidir. Kapısı ve cephesi Selçuk taş oymacılığının nefis
geometrik şekilleri, bitki, kuş ve hayvan desenleriyle süslüdür. Hüdavend Hatun
bu türbeye 1331 yılında vefat ettikten sonra gömülmüştür.
Niğde kalesi: Alaeddin tepesi üzerindedir. XI yüzyılın sonlarında
yapılmıştır. 1470 yılında İshak Paşa tarafından tamir ettirilmiştir.